Güncel
Giriş Tarihi : 04-07-2020 18:33   Güncelleme : 04-07-2020 18:33

Vezirköprü’nün İsim Serüveni

Bu hafta ilçemizin değerli bir eğitimcisini bir hocamızı konuk ediyoruz. Kendisini bazılarımız yakinen tanıyor ilçemizde yaptığı çalışmaları biliyoruz. İlçemizin sessiz kahramanlarından olan Bünyamin Kıvrak hocamıza ilçemizin merak edilen ve bu topraklarda yaşamış büyümüş herkesin bilmesi gereken Vezirköprü tarihini sorduk. Bu röportaja sığamayacak kadar çok konuyu ve bilgiyi kameralarımıza aktaran Bünyamin Kıvrak hocamıza merak ettiğimiz soruların cevabı için zaman zaman biz konuk olacağız gibi görünüyor.  

Vezirköprü’nün İsim Serüveni

Yaşam Gazetesi’nin bir bireyi olarak başlamış olduğum bu yolculukta manevi desteği ile beni cesaretlendiren gazetemizin imtiyaz sahibi Suat Pala’ya ve yine ilçemizin haber ve sosyal medya paylaşımı denilince aklımıza gelen isim Kenan Keskin’e teşekkürlerimi sunarak röportajımıza geçiyorum.

Sayın hocam ilçemizin değerli gördüğümüz bilgi hazinesi olarak tanıdığımız hocalarımız arasındasınız hoş geldiniz. Öncelikle sizi tanıyarak başlayalım.  Bünyamin Kıvrak kimdir?

Ben Bünyamin Kıvrak eğitimciyim. Vezirköprü’de doğdum. Çocukluğum Çanaklı mahallesinde geçti. İlkokulu ortaokulu ve liseyi Vezirköprü’de okudum. Daha sonra üniversite yıllarından sonra öğretmen olarak atanarak göreve başladım. Kısa aralıklarla Vezirköprü’den ayrı kalsam da yaşamım Vezirköprü’de geçti. Halen Vezirköprü’de yaşıyorum ve eğitimcilik yapıyorum.

Hocam Vezirköprü tarihi konusunda oldukça bilgiye sahip birisi olarak bize Vezirköprü’nün tarihinden bahseder misiniz? Bu gün kullandığımız Vezirköprü ismi nasıl günümüze gelmiş?

Biz Vezirköprü deyince şunu anlıyoruz, bir ‘’kent soylu yerleşim yeri’’ anlıyoruz. Son yıllarda her nekadar ‘’kır soylu’’ bir yaşam sürsek te aslında çağlar boyunca ‘’kent soylu’’ bir şehir olarak anılagelmiş. Bunu nerden anlıyoruz bir kere  bu bölgede yerleşim ikliminin yerleşmeye en uygun olduğu lokalizasyon Vezirköprü’dür. Bu nedenle çağlar boyunca Vezirköprü’de yerleşim olmuş. Bu kadar yerleşimin olması da Vezirköprü’yü ‘’kent soylu’’ yapmış. Vezirköprü’de ilk yerleşim yerlerini görebiliyoruz 12 bin yıl öncesine dayanıyor dediğimiz zaman o dönemdeki insanların taş aletler kullandığı dönem.  İşte Vezirköprü’nün tarihi o kadar eskiye dayanıyor. Bu Anadolu’da kaç tane yerleşim yeri vardır ki tarihi taş devrine kadar uzanabilsin?

Biraz daha yakın tarihe geldiğimiz zaman Kalkolitik dönemde de Vezirköprü’de yerleşim görüyoruz. Orta tunç devri dönemi boyunca Anadolu’da hüküm sürmüş Hititlerin burada önemli şehirlerinin olduğunu görüyoruz.

Son dönemlerde çalışmaları yapılan Oymaağaçtaki Nerik şehri de Hititler ve Kaşgalar’ın sürekli kapışma nedeni olmuş. Bu kapışmanın nedeni Nerik şehrinin her iki medeniyetinde kutsal olarak gördükleri bir şehir olması sebebiydi. Nerik Hititlerin kutsal kenti desek te aynı zamanda Kaşgalar’ın da kutsal kentiydi diyebiliriz. Hititlerin dönemi orta tunç dönemine kadar sürdü. Milattan önce 1200’lü yıllara dayanıyor.Hititlerin yok olması ile birlikte dolayısı ile Nerik te etkisini kaybetti. Dolayısı ile  o da tarihten silindi.

Vezirköprü’de bir yerin adını Nerik olarak kesinleştirdik. Biz bunu kazılarda çıkan tabletlere dayanarak söyleyebiliyoruz. Nerik te 27 tane tablet çıktı ve buranın Nerik olduğu kesinleşti. Samsun’da adını yazılı kaynaklarla takip edebileceğimiz en eski yerleşim yeri Vezirköprü. Biz 3500 yıl önce Vezirköpü’nün adının Nerik olduğunu ve Hititlerin kutsal şehri olduğunu biliyoruz. Bu bırakın Samsun’u Türkiye’de ki diğer iller içinde enteresan bir bilgi.

Mö. 900 lü yıllarda tüm Anadolu’da olduğu gibi birdenbire Hitit şehirlerinin üzerinde Frig şehirlerini görmeye başlıyoruz.  Vezirköprü’de de Frigler dönemi var ama bunu çokça bilemiyoruz.  Fakat Nerikte üst katmanlarda Frigler’in dönemine ait dokuma atölyeleri çıktı, yazılı olarak bir bilgİ bulamasakta dokuma atölyeleri ile bazı bilgileri bulabiliyoruz.

Mö. 400 yıllarda ise Pers kökenli aile olan Mitridatlar Anadolu’nun bizimde içinde olduğumuz bölgede bir beylik gibi bir şeyler kurdu. Bu beylik zamanla büyüyerek büyük bir imparatorluğa dönüştü. Yani Pontus İmparatorluğu. Bunu dediğimizde Pontus Rum imparatorluğu ile karıştırılabilir oysa ki ikisi arasında nerden baksak 1200 – 1300 yıl var. Bu dönemde Vezirköprü’nün adı Andrapa idi. Andrapa şu demek ana tanrıçanın suyu.  Dolayısıyla bu gün Vezirköprü’nün adında nasıl su ibaresi varsa o dönemde de su ile ilintili olduğunu görüyoruz ve kutsal bir anlamda taşıyor.  Vezirköprü Kızılırmak ve İstavroz nehirleri arasında yer aldığı için dolayısı ile bu isimler ile anılmış.

Pontus Rum İmparatorluğu’nda Vezirköprü’nün adının Andrapa olduğunu söyledik. Bu imparatorluk MÖ. 63 yılında Roma İmparatorluğu tarafından ortadan kaldırıldı. Bu dönemde Pompeus isimli dönemin Romalı generali bizim bölgemizin imarını ele aldı. Pontus Rum İmparatorluğunun sona erdiği bölge bu günkü ismiyle ‘’Büyükkale’’  olarak bildiğimiz ‘’Saglion’’ bu gün hala o döneme ait o dönemin izlerini taşımakta.

Roma İmparatorluğu döneminde bu bölgede Roma İmparatoru Sezar’ın ‘’geldim gördüm yendim’’ dediği bölge de işte yine bu bölgedir. Büyük imparatorların bile savaştığı bölge olma özelliğini taşıyor bu bölge. Pompeus isimli general bu bölgede yedi tane şehir kurdu. Sivas su şehrinden başlayıp Kastamonu Taşköprü’ye kadar yedi tane şehir kurdu ve yedi şehrin yollarını da Roma yolu ile birbirine bağladı, dolayısı ile Vezirköprü’de bir şehir kurdu. Vezirköprü’de o dönemde Andrapa diye bir şehir vardı ama tabi sürekli savaşlar ve kıtlık yüzünden bu şehir köhneleşmişti ve bu şehri yeniden kurdu Pompeus. Adını ise ‘’Yenişehir’’ anlamına gelen Neapolis koydu.  Taşköprü’de kurduğu şehre ise Pompeipolis ismini vermişti. Yani Pompeus’un kurduğu şehir anlamına geliyordu. Neapolis ismi MS 30’lu yıllara kadar devam etti. O yıllarda Claudius buradan geçmiş olacak ki o yüz yıllık süreç içerisinde köhneleşmiş şehri aldı ve tüm sokaklarını mermer döşeyerek mükemmel bir şehir yarattı. Şehrin adı o zamana kadar Neapolis iken Roma İmparatoru Caudius bu şehre kendi adını verdi. Neocludiopolis olarak isim alan şehir olağan üstü görünümde bir şehir olmuştu.

Roma İmparatorluğu’nun bölünmesi ile bizim bölgemiz Doğu Roma İmparatorluğu olarak anılmaya başlanmıştı. Biz ona Bizans İmparatorluğu diyoruz. Bu dönemde o Neapolis adı da Neocloudiopolis adıda unutuldu ve onun yerine 400 yıl önceki adı Andrapa tekrar kullanılmaya başlandı. Buradan da şunu çıkartıyoruz yerli halk hiçbir zaman Roma hakimiyetini kabul etmemiş ve şehirlerinin adını yine o 400 yıl önceki isimlerini kendi aralarında  anagelmiş. Bizans döneminde tekrar Andrapa olarak anılmaya devam edilmiş oldu. 1071 yıllarında Alparslan’ın Anadolu’nun kapılarını açması ile bizim bölgemize Tokat Niksar başkentli  Danişment’lileri gönderdi. Danişmentliler’in gelmesi ile birlikte şehrin adı ‘’Gedegra’’ olarak anılmaya başlanmış. Gedegra ‘’Kale’’ anlamına geldiği için o dönemde kale hala işlevini sürdürüyordu dolayısı ile bu isimle anılmaya devam edilmiş şehir.

Osmanlı dönemine geldiğimizde Gedegra kasabasının yanında küçük bir ‘’Köprüköy’’ vardı.  Bu küçük Köprüköy’ün zamanla gelişmesi ve büyümesi ile Köprü kasabası haline geldi. Tüm Osmanlı boyunca böyle anılmaya devam edildi. 1600’lü yılların sonuna gelindiğinde Köprülü Mehmet Paşa ve onun ailesinden gelen onun ardıllarına teşekkür mahiyetinde  Köprü kasabasının isminin önüne bir de ‘’Vezir’’ ibaresi getirildi.

1925 yılına kadar bu şehrin adı Vezirlerin köprüsü anlamına gelen ‘’Vezirköprüsü’’ olarak anıldı. Amasya’ya bağlı bir kasabaydı. Cumhuriyet’in ilanından sonra Vezirköprüsü isminin sonundaki o ‘’sü’’ eki kaldırılarak bu günkü adı ‘’VEZİRKÖPRÜ’’ olarak kullanılmaya başlanmış.

Sevgili okurlarımız; bu güzel röportaj beni ve o an yanımda bulunan genç arkadaşlarımızı o kadar etkiledi ki; hocamız anlatırken adeta o dönemleri hayali olarak kafamızda canlandırarak tarihin yüzyıllar öncesine gidebilmek kadar ilginç ve bir o kadar zevkli olacağını düşünmemiştik. Bu şehrin insanlığın var oluşu kadar eski bir tarihi olduğunu öğrenmek ve tarihin ardında sakladıklarını sesli bir kitap gibi hocamızdan dinlemek ayrı bir keyif olmasının yanı sıra bu bilgileri onun ışığında arşivlemek te bir o kadar beni şanslı hissettirdi. Bünyamin Kıvrak hocamızla yine birlikte olacağız. Yeni röportajlarımızda görüşmek üzere hoşça kalın.