Yalanların Sonu gelmez, Doğrusu ne? demedikçe!


Bu makale 2017-09-23 12:37:41 eklenmiş ve 250 kez görüntülenmiştir.
Seyri Alem

            Vakti zamanında padişahın birisi, çağırmış tellalları, “Bana yalan söyleyebilene bir küp dolusu altın vereceğim!” diyerek ilanını halka duyurma emri vermiş. Yalan güzel bir şey değil; ama padişah bu ilanla zeka testi yapacakmış. Yarışma zamanı gelince padişah, katılanları teker teker huzuruna çağırmış. Biri, kendinden emin bir şekilde yalanını söylemiş: “Bir kuş, aslanı kapıp yuvasına götürdü.”. Padişah: “Bunun neresi yalan? Kuş kartaldır, aslan da kuzu kadar minik bir yavru. Kaptı mı götürür tabi!”. İkinci yarışmacı, “Komşu ülkede bir eşeği kral yaptılar.” demiş demesine; ama padişah buna, “Ülkenin kralı, pencereden bakınırken tacını düşürmüş. Taç da pencerenin altındaki eşeğin başına geçmiş. Taç kimin kafasındaysa kral odur tabii!” cevabını vererek bunun yalan olmayacağını ifade etmiş. Bir başka yarışmacı da, “Padişahım, ben gökyüzüne bir ok attım. Altı ay sonra geri döndü!” diyerek yalanını ortaya koymuş. Amma velakin padişah, buna da bir cevap vermiş: “Senin ok, bir ağacın üstüne düşmüştür. Ağaç, sonbaharda yapraklarını dökünce ok, takılacak yer bulamayıp yere düşmüştür.”. Böylece padişah, her yalana geçek bir bahane bulmuş ve kimse padişaha “Bu yalandır!” dedirtememiş. Ancak son yarışmacı hariç. Son yarışmacı: “Padişahım, siz benim babamdan borç olarak bir küp dolusu altın almıştınız. Şimdi geri almaya geldim. Yalandır derseniz ödülümü veriniz. Yok, bu dediğim yalan değilse o zaman borcunuzu ödeyiniz!”. Yalan söylemek ahmakların işidir. Zeki insanlar asla yalan söylemezler. Çünkü doğruyu söylemenin binlerce yolunu bilirler.                                 

          İşte böyle. Yalan ahmakların, adilerin, küçük beyinli insanların, acizlerin, küçük düşünen, ufku dar, evrensel olmayan, geniş düşünemeyen, meseleleri anlık düşünen zavallı insanların işidir. Bunu kendilerine tamamen sanat edinmiş, yalan diline yuva yapmış, diline pelesenk olmuş insanlar bu davranışlarından asla vazgeçemezler. Hatta işi biraz daha ileri götürerek, konuyu çığırından çıkartıp iftira atacak kadar cürete sahip olurlar. Allah korkusu, ahiret korkusu, ateş ve cehennem korkusu hiç akıllarına gelmez. Toprağın birde altının olduğunu düşünemeyecek duruma gelirler.  İnsanlıktan nasibini alamayan, ahlaki değerleri hiçe sayan, bir müslümana yakışır davranışlar sergileyemeyen bir güruhtan bahsediyoruz. Toplum nezdinde kendine yer bulamayan, kendisini kabullendiremeyen, saygınlığını yitiren, toplumla barışık olamayan bu tür insanlara acımaktan ve dua etmekten başka yapılabilecek bir şey yok. Asil insan, haysiyet ve onur sahibi insan, kalbinde Allah korkusu, ahret korkusu olan insan,  asla ve kat’a sadece ve sadece menfi şeyler yüzünden, hasetten, hazımsızlıktan ve istememezlikten yalan söylemez, iftira atmaz. Çünkü akli havsalası yerindedir. Yarın bütün yapılanlardan, söylenenlerden, tüm yaşantılardan hesaba çekileceğini bilen insandır.  Hesabın ağır ve çok çetin geçeceğini bilen insandır. Neyimize güveniyoruz, hangi amelimize, hangi sevabımıza güveniyoruz. Aha geldik gidiyoruz. Önemli olan gök kubbede hoş bir seda bırakmak değil mi? Bunu başarabildiysek ne mutlu bizlere.

        Her şeye rağmen, hayat devam ediyor. Hepimiz yaptıklarımızdan hesaba çekileceğiz. Müslüman sıkıntı çekmek zorunda. Cennet o kadar kolay değil.

        Yalansız ve iftirasız bir dünyada karşılıklı saygıyı kaybetmemek dileğiyle. Seyr-i alem (seyretmeye devam)

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Hangi Partiye Oy Kullanacaksınız?
Cumhuriyet Halk Partisi
Ak Parti
Milliyetçi Hareket Partisi
Diğer
Vezirköprü Yaşam Gazetesi
© Copyright 2013 Vezirköprü Yaşam Gazetesi. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
Samsun
Vezirköprü