Evveli Rahmet, Ortası Bereket, Sonu da Mağfiret = Ramazan


Bu makale 2017-06-03 13:45:16 eklenmiş ve 399 kez görüntülenmiştir.
Seyri Alem

             Evet kıymetli okuyucularımız! bir ay kaldı, üç gün kaldı, beş gün kaldı derken bir ramazana daha kavuştuk ve nerdeyse üçte birini geride bıraktık hamdolsun. Rabbim bizleri ramazandan hakkıyla faydalananlardan eylesin. Rahmet, bereket ve mağfiret iklimi olan Ramazan ayına erişmenin huzur ve mutluluğunu iliklerimize kadar yaşamaktayız. Burada ramazan ayının öneminden, faziletinden bahsetmeyeceğim tabiki. Çünkü o işin zaten yeteri kadar görevlisi var. Ramazan boyunca anlatacaklar. Ben burada işin başka bir boyutuna dikkat çekmek istiyorum.

             Gerçek şu ki; gönülleri fethetmenin en müessir yolu insanlara değer vermek, onlara sevgi ve saygı ile muamele etmektir. İnsanlık ne zaman ki gönül dilini kaybetti, kıskançlık, bencillik ve adavet gibi insanı değersizleştiren olgulara mahkum oldu. Ne zaman ki paylaşma, hoşgörü ve diğer değerler gönül semamızdan çekildi gönüller kuraklaştı, vicdanı duygular köreldi. Nice gönüllerin kırıldığı, onurların zedelendiği, insani değerlerin örselendiği günümüzde insanı insan kılan gönlün keşfi ve fethi için birey ve toplum olarak topyekûn gayret etmemiz gerekmektedir.

           Bu itibarla İslam âlemi için kutlu zaman dilimlerinden olan ramazan ayında kırık gönüllerin onarılması, kardeşlik bağlarımızı ve ilişkilerimizi yeniden daha güçlü bir şekilde kurmak gayesiyle gönüller yapmamın tam fırsatıdır ramazan.

          Diğer taraftan Hz. Peygamber (s.a.s) mümin şahsiyeti tanımlarken “Müslüman, kendisi ve başkaları ile iyi geçinen kişidir. Başkaları ile iyi geçinmeyen ve kendisi ile geçinilmeyen kişide hayır yoktur” ‘(Ahmed b. Hanbel, Müsned) “Mümin canları ve malları hususunda insanların kendisinden emin oldukları kişidir” (Tirmizi, iman)  buyurarak gönül kırmanın, insanı incitmenin ona maddi ve manevi zarar vermenin olgun bir müminin tavrı olmayacağını açıkça ortaya koymaktadır. Yüce Dinimiz İslam’ da gerçek zenginliğin gönül zenginliği olduğunu değişik vesilelerle dile getirmiştir.

          Marifet, sofraları çeşitli yemeklerle, içeceklerle donatmak değil. Üç kişilik sofraya, beş kişilik yemek koymak değil. Yetimin, yoksulun, kimsesizin başını okşayabilmek marifet. Kaç ihtiyaç sahibine soframızı açabildik, onurunu zedelemeden, gururunu incitmeden kaç kişinin ihtiyacını giderebildik. Bunları yapabildiysek ramazan bizim için o zaman ramazan. Yoksa iftar sofrasında tıka basa yemek, teravihi zoraki kılmak, hadi kılmıyor demesinler diye kılmak ramazan demek, oruç demek değil. İftar sofrasına oturduğumuzda, çorbamızı kaşıklarken bu nimetini bulamayan kulların var ya rabbi, onlara da nasip et, onlara yardım eyle, bizi de bağışla diyenimiz var mı?  Hani Efendimiz (s.a.s) “Komşusu açken, tok yatan bizden değildir” buyurmuştu. Nerde kaldı.

            Evet sevgili dostlar! kardeş elini uzatmanın tam zamanı. Bırakılım gerginliği, bırakalım dargınlığı, kırgınlığı. Ömür tükendi. Belki de bir daha ki ramazana bir çoğumuz ulaşamayacak. Gönül kapımızı ihtiyaç sahiplerine açalım. Ekmeğimizi, çorbamızı, soframızı paylaşalım. Onlara sıcak bir tebessüm ettirebilirsek ne büyük bir mutluluktur. Sahur o zaman sahur, iftar o zaman iftardır. Ramazan o zaman ramazandır. Bayram o zaman bayramdır.

Haftanın sözüyle bitiyorum konuyu.

Bedevi’ nin birine sormuşlar:

-Böyle sıcak bir günde nasıl oruç tutuyorsun? “Bu günden daha sıcak bir gün için tutuyorum” demiş.

        sürç-i lisan ettiysek affola…

 

        Seyr-i alem (seyretmeye devam)

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Hangi Partiye Oy Kullanacaksınız?
Cumhuriyet Halk Partisi
Ak Parti
Milliyetçi Hareket Partisi
Diğer
Vezirköprü Yaşam Gazetesi
© Copyright 2013 Vezirköprü Yaşam Gazetesi. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
Samsun
Vezirköprü