DENSİZLİK


Bu makale 2017-12-09 08:40:38 eklenmiş ve 210 kez görüntülenmiştir.
Seyri Alem

          Vakti zamanında tuvalet bekleyen birisi varmış. Oturmuş tuvaletin kulübesine girip çıkanlardan para alıyormuş. Bir gün yine birisi çok daralmış hızlı hızlı gelip tuvalete girmiş. Tam oturacakken birden tuvaletçiden bir ses dur! oradan çık diğerine gir. Adam kalkar ve tuvaletten çıkar ve diğer bölüme girer. İşi bittikten sonra tuvaletçiye sorar. –Yahu tuvalet aynı tuvalet, sen beni ordan çıkartıp buradakine girmemi söyledin sebebi nedir? Tuvaletçi: -o kadar havası olsun der. Böyle bir giriş yaptıktan sonra asıl konumuz olan densizlik konusunu ele alacağız. Belki zor bir konu seçtik ama, elimizden geldiği, dilimizin döndüğü kadar izah etmeye çalacağız konuyu.

           Densizlik, yakışıksız ve saygısızca  davranmak diye geçer sözlükte. Ne zaman, nerede ve ne konuşması gerektiğini bilmeyen insanların davranış biçimi. Haddini bilmemektir diye tarif edilebilir.

           Dünyanın tüm bilgelerinin en bilgesine sormuşlar: “En iyi bildiğin şey nedir?” diye. En bilge kişi, hiç düşünmeden cevabını vermiş: “Haddimi bilirim. Had kelimesi, durmamız gereken sınırları anlatır. Bu, herhangi bir konuda, kendi bilgimizi, konumumuzu ve sınırlarımızı bilip ona göre tavır koymamızı, görüş bildirmemizi sağlayan bir pusuladır. Kısacası, kendini tanımak ve sınırlarını bilmektir. Günümüzde ise maalesef sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiğini bilmeyenlerden dolayı sürekli kişisel sınır ihlallerine şahit olmaktayız. Hemen her konuda hepimiz uzmanız (!). Her şeyi doğuştan biliyoruz, öğrenmemize, emek harcamamıza hiç gerek yok (!). Günlük hayatta her alanda, bir an durup düşünmeden, gerçekten bilip bilmeden hemen söze dalıp görüş bildiriyor, fetvalar veriyoruz. Özellikle iyi bir şey yapıldığında veya bir başarı durumunda hemen ortaya atılıp eleştirilere başlıyoruz. Peki, gel de sen yap bakalım denilince de, donup kalıyoruz. Haddimizi bilme özürlüyüz ama had bildirme konusunda çok hevesliyiz. Herkes, yönetici, asker, futbolcu, doktor, aşçı, sanatçı, öğretmen, avukat ve her konunun uzmanı. Asıl konuşması gerekenler ise hadlerini bildiklerinden susuyor. Oysa asıl işinin ustalarının, uzmanlarının konuşmasına ve onların önerilerine ne kadar çok ihtiyacımız var. Çünkü yepyeni boyutları ancak bu sayede görüp öğrenebilir, gelişebiliriz. Konumuza güzel ve de çok anlamlı bir hikayeyle devam etmek istiyorum.

          Ulu bir çınar ağacının hemen yanında, küçük bir kabak filizi boy göstermiş. Bahar ilerledikçe, çınar ağacına sarılarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve günesin etkisiyle hızla büyümeye başlamış ve neredeyse çınar ağacıyla aynı boya gelmiş. Bir gün dayanamayıp sormuş çınar ağacına:
-Kaç ayda bu hale geldin ağaç?
-82 yılda demiş çınar.
-82 yılda mı?” diyerek katıla katıla gülmüş ve çiçeklerini sallamış kabak.
-Ben neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim bak!
-“Doğru” demiş ulu çınar “doğru”.
Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgarları başladığında kabak önce üşümeye sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlamış. Bu defa endişeyle sormuş çınara:
-Neler oluyor bana ağaç?
-Ölüyorsun demiş çınar.
“Niçin?” diye sormuş kabak.
-Benim seksen iki yılda geldiğim yere, sen iki ayda gelmeye çalıştığın için sevgili kabak demiş çınar. Kabaklar, kabak tadı vermeden; çizmeleri aşmadan, bir an önce haddimizi bilmeyi öğrenmeliyiz. Sanırım  haddi aşmanın, densizlik yapmanın ne kadar yanlış bir şey olduğunu bu hikaye mükemmel anlatmakta. Şahsiyetli insan, haddini bilen, itaati kendisini köle, itirazı kendisini zalim etmeyen insandır.  Haddini bilmek bilmenin başıdır. İlim, bilmediğini bilmekle başlar.  Ünlü düşünürlerde densizlik konusunda insanları defalarca uyarmışlar: “Büyük davranışlar, yüksek zekaların eser ve habercisidirler” Fletcher, “Davranışlar, herkesin kendini seyrettiği aynadır” Goethe, “Ciddiyet, zihin eksikliklerini örtmek için icat edilmiş bir tavırdır” Françaois, “Bir şey verirken davranışınız, verdiğiniz hediyeden daha kıymetlidir” Corneille, “Bir insanın davranışlarının evrensel ölçüsü; duyduğu ,düşündüğü ya da inandığı değil yaptığıdır” B.C. Leeming, “En insani davranış,  bir insanın utanılacak duruma düşmesini engellemektir” F.Nietzsche.                Hayatımız boyunca densizlik yapmamak için haddimizi bileceğiz. Hani bizde bir söz vardır: “Densiz devenin kuyruğu, deh! demeden sallanır” diye. Toplumda oturacağımız yeri, konuşacağımız zamanı, hareket edeceğimiz anı iyi bilmek zorundayız. Yoksa bizlerde Allah korusun densiz deve grubuna girebiliriz. Anadolu’muzda  bir söz vardır. Altına bir kere ağzını açmak, gümüşe tenezzül etmemek. Bu söz nede güzel anlatıyor haddini bilmeyi veya densizliği. Belki konumuzla çok yakından alakalı değil ama faydalı olacağı kanaatinde olduğum bir başka hikayeyle devam etmek istiyorum konuya:

           Adamın biri emekli olmuş. Ona buna emir verme olanağını yitirmiş. Ne karşısında saygıyla ayakta duranlar, ne bir yere girerken saygıyla ayağa kalkanlar var. Kimsenin artık önemsediği yokmuş emekliyi. Adam bu ilgisizlik
karşısında bunalmaya başlamış. O tarihte İstanbul’ da Yeni cami helaları önünde ihtiyacı olanlara parayla su satan ibrikçiler varmış. Bizim emekli de orada kendine bir yer bulup, ibrikçiliğe başlamış. Ancak ayrı ayrı renklere boyamış her ibriği; örneğin birini sarıya, ötekini maviye, üçüncüsünü kırmızıya. Sıkışanlar hızlıca önüne gelip ibriklerden birine uzandılar mı, oturduğu yerden:
- Bırak onu sarıyı al, dermiş. Sarıyı alan olursa: - Bırak onu, maviyi al dermiş. İşte hayatın gerçekleri bunlar. Konumuza son vermeden önce son bir hikayeyle bitirmek istiyorum.

         Eğitim merkezinde seminerde iken İzmir İlahiyat Fakültesinden bir Profesör hocamız ders esnasında şöyle bir fıkra anlatmıştı: Günlerden bir gün bir kuş soğuktan donmak üzere iken hızla yere düşer. Tam soğuktan öleceğini düşünürken ineğin biri üstüne pisler. Kuş öleceğini düşünürken dışkının sıcaklığı ile kanatları ısınır, bir anda canlanıverir. Kuş sevinir fakat dışkının içinden çıkamaz ötmeye başlar. O sırada oradan geçmekte olan bir kedi gelip onu çıkarır kuş tam kediye bu yardımından dolayı teşekkür edecekken kedi onu yer! Yani işin özeti şu: Her üstüne pisleyeni düşman sanma. Seni her dışkıdan çıkaranı dost sanma. Dışkının içinde mutluysan ses çıkarma.

-----------------------------------------------
      Seyr-i Alem…

 

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Hangi Partiye Oy Kullanacaksınız?
Cumhuriyet Halk Partisi
Ak Parti
Milliyetçi Hareket Partisi
Diğer
Vezirköprü Yaşam Gazetesi
© Copyright 2013 Vezirköprü Yaşam Gazetesi. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
Samsun
Vezirköprü